Demokrasi nedir?
Demokrasi halkın yönetimi demektir. Peki bir ülkenin demokratik olması ne demektir? Herkesin oy hakkına sahip olması yeterli midir yoksa daha fazlasını mı kapsar?

Siyasi seçimlerde oy kullanma hakkı demokrasideki temel haklardan biridir.
Demokrasi Biçimleri
Dünyadaki ülkelerin büyük kısmı kendisini demokratik olarak adlandırır. Bu ülkelerin birçoğunda demokrasi düzgün işlememektedir. Bazı durumlarda bunlara göstermelik demokrasiler de diyebiliriz. Bunlar, örneğin seçim yaparak demokratik görünmeye çalışan, ancak yaygın seçim hileleri, siyasal hakların eksikliği ya da ülkeyi gerçekte halkın seçtiği kişiler yerine başkalarının yönetmesi gibi nedenlerle demokratik sayılamayan ülkelerdir.
Bir demokrasiyi yapılandırmanın başlıca iki yolu vardır. Bunlar doğrudan demokrasi ve dolaylı demokrasidir (temsili demokrasi olarak da adlandırıl
Doğrudan Demokrasi
Doğrudan demokrasi siyasal konuların doğrudan halk tarafından referandumlarla karara bağlandığı demokrasilerdir. Günümüzde hiçbir ülke tamamıyla doğrudan demokrasiyle yönetilmemektedir, ancak bazı ülkeler referandumları diğerlerinden daha sık kullanır. Norveç’te ulusal düzeyde yapılan son referandum, AB üyeliği hakkında 1994 yılında yapılan ve Norveç halkının hayır oyu verdiği referandumdur.
Temsili Demokrasi
Dolaylı veya temsili demokrasiler halkın kendi adına ülkeyi yönetmesi için temsilciler seçtiği demokrasilerdir. Tüm modern demokratik ülkeler esasında böyle yönetilirler.

1994’te Norveç’te yapılan AB referandumundan bir fotoğraf. Norveç doğrudan demokrasiyi ulusal düzeyde son kez burada kullandı. Sizin bildiğiniz bu tip başka referandumlar var mı?
Bir ülkeyi demokratik yapan nedir?
Demokrasi sözcüğü Yunanca demos (halk) ve kratos (yönetim) sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur ve halk yönetimi anlamına gelir. Buradaki ana fikir toplumun yönetilmesinde herkesin etki sahibi olmasıdır ve bu BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 1. Maddesinde ifade edildiği gibi tüm insanların eşit değere sahip olduğu düşüncesine dayanır.
“Bütün insanlar hür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.” (İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 1948, 1. Madde).
Burada öncelikle demokrasiyi bir ülkenin yönetim biçimi olarak ele alacağız. Ayrıca demokrasiyi veya ona benzer yaklaşımları spor kulüplerinde, şirketlerde, okulda, ailede ve arkadaş gruplarında da görebiliriz.
Birçok kişi demokrasiyi, siyasi seçimlerin yapıldığı ve tüm yetişkin vatandaşların oy verme hakkına sahip olduğu ülkelerle ilişkilendirir. Peki bir ülkeyi halkın yönetmesi ne anlama gelir? Bunu öğrenmek için bir ülkenin demokratik sayılabilmesi için gerekli olan üç önemli ilkeye daha yakından bakalım:
- Eşit demokratik haklar
- Eşit demokratik fırsatlar
- Birey ve azınlık haklarının korunması
Eşit Demokratik Haklar
Bir ülkenin kendisini demokratik olarak adlandırabilmesi için gerekli olan en temel koşul herkesin aynı demokratik haklara sahip olmasıdır. Burada ‘herkes’ ile ülkedeki tüm yetişkin vatandaşlar ifade edilmektedir. Eşit demokratik haklar, oy hakkı, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı aracılığı ile güvence altına alınır.
Oy Hakkı
Oy hakkı belki de bir demokrasideki en temel siyasal haktır. Örneğin Norveç’te 18 yaşını doldurmuş tüm vatandaşlar parlamento seçimlerinde oy kullanma hakkına sahiptirler. Birçok toplumsal grubun daha önce oy hakkına sahip olmadığını gösteren örnekler vardır. Kadınların, yoksulların ve çeşitli etnik grupların seçimlere katılmasına, Norveç dahil birçok ülkede çok uzun süre izin verilmemiştir. Bazı ülkelerde bu durum hala devam etmektedir. Oy kullanma hakkına getirilen bu tip kısıtlamalar, bir ülkeyi daha az demokratik hale getirir.
Oy kullanma hakkının bir anlam taşıyabilmesi için seçimlerin demokratik ve adil kabul edilecek şekilde organize edilmesi önemlidir. Ayrıca seçim hilesi olarak bilinen hile ve manipülasyonları önleyecek düzenlemeler bulunmalıdır. Seçim sonuçlarının ülkede yürütülen siyaset üzerinde gerçek bir etkisinin olması gerekir. Bu, halk tarafından seçilen temsilcilerin yetki sahibi olması gerektiği anlamına gelir. Eğer ülkedeki gerçek yönetim gücü halkın seçtiği temsilciler yerine başkalarının elindeyse, seçim yapmanın bir yararı yoktur.

Birçok ülkede, siyasi seçimlerde birden fazla kez oy kullanılmasını önlemek amacıyla insanların parmakları mürekkeple işaretlenir. Bu fotoğrafta bir kadın oyunu kullandığını gösteriyor. Neden bir ülkenin demokratik olarak adlandırılabilmesi için insanların seçimlerde oy kullanabilmesi tek başına yeterli olmaz?
İfade Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkı
Siyasal etki yalnızca oy hakkından ibaret değildir. Buna ek olarak, demokrasilerde herkesin siyasete katılma hakkı vardır. Bu, yaştan bağımsız olarak herkes için geçerlidir. Bir gazeteye görüşlerimizi bildiren okur yazısı yazabilir, gösterilere katılabilir, imza kampanyası başlatabilir, bir sendikaya veya bir siyasi partiye üye olabilir ya da politikacı olarak seçimlere katılabiliriz. İfade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı bunları güvence altına alabilmemiz için vardır. Bunlar demokrasilerde herkesin sahip olduğu haklardır.
Fırsat Eşitliği
Demokrasinin işleyebilmesi için mümkün olduğunca çok kişinin katılımı gerekir. Siyasal seçimlerde oy verdiğinizde sahip olduğunuz gücü prensipte bir süreliğine seçtiğiniz kişiye veriyorsunuz demektir. Bu, seçilen kişinin diğerlerinden daha fazla güce sahip olduğu anlamına gelir. Seçilen kişilerin edindikleri gücü yanlış kullanmasını engellemek için bu gücün sınırlandırılması gerekir.
Demokratik olanakların mümkün olduğunca eşit olmasını garantileyebilmek için olabildiğince çok kişinin demokrasiye katılmasını sağlayıp bir yandan da seçilen temsilcilerin gücünü sınırlandırmalıyız. Bunu yapmak için farklı yöntemler bulunmaktadır. Şimdi bunlardan bazılarına değineceğiz.
Seçimlere Katılımın Artması
Siyasete katılmak ve onda etki sahibi olmak için herkesin eşit haklara sahip olması pratikte herkesin böyle yaptığı anlamına gelmez. Her şeyden önce insanlar seçimlerde oy kullanmayabilirler. 2021 meclis seçimlerinde seçmenlerin %20’den fazlası oy verme hakkını kullanmamıştır. Uygulamada herkesin oy vermesini sağlamak güçtür, ancak Norveç’teki gibi demokratik yapılarda olabildiğince çok seçmenin oy kullanması hedeflenir.
Bilgi ve Bilgiye Erişim
Halkın siyasal sistemi anlayabilmesi ve güncel gelişmeleri takip edebilmesi için bilgiye ve bilgiye erişmeye gereksinimi vardır. Bazı ülkelerde okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüksek olduğu için demokrasiyi hayata geçirmek güçtür. Bu nedenle eğitim hakkı demokrasinin işleyebilmesi için önemli bir ön koşuldur.

İyi bir eğitim sistemi, demokrasinin temellerinden biridir. Şu anda oturup demokrasi hakkında bir yazı okuyor olmanızın, aslında demokrasinin önemli bir parçası olduğunu hiç düşünmüş müydünüz?
Okula gitmenin yanısıra ülkede yürütülen siyaseti takip etmek gerekir. Demokrasi ülkede olup bitenleri haberleştiren, farklı görüşleri aktarabilen ve toplumdaki eleştiri gerektiren bağlamları sansürlenmeden ortaya çıkarabilen, özgür ve bağımsız bir medyaya gereksinim duyar. Herkesin okula ve medyaya erişimi olduğunda herkes için demokrasiye katılma fırsatı da sağlanmış olur.
Güçler Ayrılığı
Milletvekillerinin ve hükümet üyelerinin sıradan vatandaşlara göre daha fazla siyasi gücü vardır. Temsili demokrasilerde bizim adımıza ülkeyi yönetecek kişileri kendimiz seçtiğimiz için böyle olmak zorundadır. Ancak kötüye kullanımını önlemek için bu gücü sınırlamanın çeşitli yolları vardır. Demokrasilerin çoğunda kuvvetler ayrılığı ilkesi uygulanır. Yani devletin en önemli görevleri üç ayrı kurum arasında paylaştırılmıştır.
|
Güç tanımı |
Görev |
Kurum |
|---|---|---|
|
Yasama |
Kanunları ve bütçeleri onaylamak |
Meclis (Norveç’te Stortinget) |
|
Yürütme |
Yasama organının aldığı kararların uygulanmasını sağlamak |
Hükümet |
|
Yargı |
Kanunları yorumlamak ve kanunlara göre hüküm vermek |
Mahkemeler |
Gücün farklı kişi ve kurumlar arasında bölüştürülmesi yalnızca devletin üçe bölünmüş yapısıyla (yasama, yürütme ve yargı) sınırlı değildir. Örneğin, Norveç’te yerel yetkilerin bir kısmı belediyelerle il yönetimlerine devredilmiştir. Böyle bir güç paylaşımının tersi tüm gücün tek kişide toplandığı diktatörlüktür.
Yolsuzluğun ve Yetki İhlalinin Önlenmesi
Kimileri parasal güce ya da hükümet üyeleriyle yakın arkadaşlık ya da aile bağlarına sahip olduğu için fazla siyasi güç elde ederse bu durum, demokrasi için sorun yaratabilir. Örneğin, zengin bir iş insanı politikacılara kendi şirketinin çıkarına olacak bir konuda oy vermeleri için para veriyorsa buna yolsuzluk denir ve yasadışıdır. İyi işleyen bir demokraside yolsuzluk nadiren yaşanır.
Bir politikacı yakın bir arkadaşı, aile üyesi ya da kendi çıkarları doğrultusunda bir karar alırsa tarafsızlık ihlali yapmış olur. Örneğin, ticaret bakanının önüne yakın bir arkadaşının veya akrabasının dahil olduğu bir dosya gelirse bu konuya bakamayacağını ilan etmelidir. Yani konuya karışan kişilerle yakın bağları olduğu için konuyu inceleyemeyeceğini bildirmelidir. Hükümet üyelerinden biri bunu yapmayıp tarafsızlık kurallarını çiğnerse genellikle görevinden ayrılmak zorunda kalır. Ayrıca daha ciddi durumlarda cezaya da tâbi olabilir.
Yolsuzluk ve yetki ihlaline karşı olan yasalar bir kişinin sadece çok parası olduğu ya da güçlü kişiler tanıdığı için güçlenmesini engellemeyi amaçlar.
Filmin İçeriği Hakkında
Aşağıdaki film çıkar çatışması durumunda tarafsızlık ve politikacılara olan güven konularını ele alıyor.
Yaşadığınız yere bir otoyol yapılacağını düşünün. Bu yol belediye başkanının kardeşinin bahçesinin tam ortasından geçiyor olsun. Belediye başkanı birden fikrini değiştirerek yol yapımına hayır diyor. Gerekçe olarak da yolun çevre açısından kötü olmasını gösteriyor. Bu durumda artık belediye başkanının, yol yapımına çevreyi korumak için mi karşı çıktığını yoksa asıl niyetinin kardeşinin bahçesini korumak mı olduğunu bilmek zordur. Bu belirsizlik sebebiyle belediye başkanı bir yetki ihlali içindedir (tarafsızlığı şüphelidir) ve otoyol dosyasına bakamaz. Belediye bu konuya bakacak başka birini bulmak zorundadır. Siyasetçiler bir karar alırken o kararı toplum için en iyi karar olduğuna inanarak aldıkları konusunda halkın güvenini sağlamalıdırlar.
Birey ve Azınlık Haklarının Korunması
Demokrasilerde kararları veren çoğunluktur. Peki ya çoğunluk bireylere ya da toplumdaki bazı özel gruplara zulmetmeye karar verirse ne olur? Belki bazı insanların evleri, oy hakları, ifade özgürlükleri veya vatandaşlıkları ellerinden alınır. Bazıları yargılama olmadan hapse atılabilir ya da idam edilebilirler. Toplumdaki bazı grupların dinlerini veya kültürlerini yaşaması engellenebilir. Hatta azınlıklar yok edilmeye bile çalışılabilir. Bugün kendisini demokratik olarak adlandıran bazı ülkelerde bunlar yaşanmaktadır. Bu yüzden bireyler ve azınlıklar kötü muameleyi ve ayrımcılığı önleyecek haklara gereksinim duyarlar.

Her ne kadar Adolf Hitler Almanya’da hızla bir diktatörlük kurmuş olsa da başlangıçta demokratik bir seçimle gelmişti. 1933’teki seçim zaferinden hemen sonra Almanya’da Yahudilere ve diğer azınlık gruplarına yönelik zulüm başladı. 1933’ün başlarındaki Almanya çoğunluğun aldığı bir kararının azınlıklara ve bireylere karşı nasıl bir vahşete yol açabileceğine bir örnektir.
Hukukun Üstünlüğü ve Adil Yargılanma
Hukukun üstünlüğü demokrasinin önemli ilkelerindendir ve bireyleri haksız yere mahkum edilmekten ya da hukuka aykırı uygulamalara maruz kalmaktan korumayı amaçlar. Hukukun üstünlüğünün sağlanabilmesi için gerekli olan ilkelerden bazıları şunlardır:
- Yetkililerin aldığı tüm kararlar ülkenin yasalarına uygun olmalıdır.
- Yargılama olmadan kimse cezalandılamaz.
- Herkes davasının tarafsız bir mahkemede görülmesini talep edebilir.
- Aksi kanıtlanana kadar herkes suçsuz kabul edilir.
- Yasalar önünde herkes eşittir ve haksız yere ayrımcılık yapılamaz.
- Bir davanın tüm tarafları görüşlerini ifade etme fırsatına sahip olmalıdır.
Azınlık Hakları
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi’nde azınlıkların ve savunmasız grupların korunmasının önemli bir yeri vardır. Yerli halklar özel bir koruma altındadırlar. Yerli halk bir ülkedeki çoğunluktan farklı olan ve ülke sınırlarının çizilip devletin kurulmasından önce de orada yaşayan insan topluluğudur. Yerli halklar sıklıkla yetkililer ve nüfus çoğunluğunu oluşturan başka bir grup tarafından ayrımcılığa ve kötü muameleye maruz kalmışlardır. Onların ayrımcılık ve kötü muameleye maruz kalmamasını garanti edip kendi kültürlerini ve dillerini korumaları amaçlanmaktadır.
Norveç’te bir tane yerli halk vardır; o da Samilerdir. Bunun yanı sıra ulusal azınlık grubu denilen beş grup bulunur: Kvenler/Norveç Finleri, Orman Finleri, Yahudiler, Rumenler ve Romanlar/Taterler. Bu gruplar, kendine özgü kültüre sahip ve bir ülkeyle uzun süreli bağları olan etnik gruplardır. Ulusal azınlıkların da yerli halklarınkiyle aynı olan bazı hakları vardır; ancak yerli halklar kimi konularda daha güçlü bir koruma altındadırlar.
Demokraside hiçkimse, ne sebeple olursa olsun, ayrımcılığa ya da zulme maruz bırakılmamalıdır. Norveç’te bizi din, etnik köken, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya engellilik temeline dayalı ayrımcılığa karşı koruyan özel yasalarımız vardır.
Azınlıkları koruyan haklar bize demokrasinin temelini oluşturan şeyi, yani tüm insanların özgür doğduğunu, aynı insanlık onuruna ve insan haklarına sahip olduğunu hatırlatmak için gereklidir.
Bu alıştırma, Norveççe metinde bulunan önemli sözcükleri içermektedir.
- Bu sözcükleri LEXIN yardımıyla veya başka yöntemlerle çevirin.
- Sağ sütunda, bu sözcük, metinde geçen cümlelerden birinde kullanılmıştır. Cümlenin anlamını çevirin veya açıklayın.




